in

Ben Sürüye Yol Verdim Türküsünün Hikayesi

Ahmet Çoban aktarıyor;

Aybastı’nın henüz radyo repertuarına geçmemiş türkülerinden biri de “Torunoğlu Ağıtı” dır. Anlatılanlara göre olay, yaklaşık 1934-1935 yıllarında, Bafra’da geçmiştir. Torunoğlu Ahmet Ağa’nın oğlu Dursun ve Mehmet’in Bafralılar tarafından zehirlenerek öldürülmesi üzerine Pelitözü’nden Gır’ın Ali (Ali İbiş) tarafından cenazenin başında yakılmıştır. Bunun için Ali’ye bir kat elbise kestirilmiştir.

Daha önce bilindiği üzere Bafralılar’ın öldürdüğü Dursun Ağa değil, Reşadiye’ye bağlı Bozcalı köyünden yılkı (at) ve koyun sürüsü sahibi Durmuş Ağa’dır. Bir kıskançlık meselesi yüzünden zehirlenerek öldürülen odur. Ayrıca olay, 1934-1935 yıllarında değil, daha sonra cereyan etmiştir.

Torunoğulları’na yakın olanların anlattıklarına göre o zaman, 66 yaşında olan Cemal Tarun’la, 4.2.1984 tarihinde, Ahmet Zaimoğlu’nun kahvesindeki görüşmemizde olayın ne zaman olduğu sorulduğunda: “48-50 sene olmuştur” cevabını vermişti. Türküde adı geçen Dursun, Cemal Torun’un amcası ve kayınpederidir 1938 sonbaharında, kışlatmak için, Bafra’ya, sürü götürürken Çamaş’ta hastalanmış; yanındaki arkadaşı Gürcü Ömeroğlu Şakir, Onu Samsun’a hastaneye götürmüş. Dursun’un kardeşi Ahmet Ağa da, İstanbul’a erkek sürü götürürken Düzce’de hastalanmış. “Ilgaz’da yaylayan sürü” buymuş. O sene Torunoğulları’nın dört sürüsü varmış. O sırada 18 yaşında olan Cemal Torun, para getirmek için Bafra’ya gitmiş ve hastaneye harçlık getirmiş. O, Bafra’dayken; radyo Atatürk’ün öldüğünü söylemiş.

Dursun Torun, Atatürk’ten 18 gün sonra, demek ki 28 Kasım 1938’de Samsun’da vefat etmiş. O sene müthiş kış olmuş ve cenazeyi Çarşamba – Fatsa üzerinden getirememişler; Tokat üzerinden Niksar’a kadar da sal ile getirmişler. Salı, biri önde, biri arkada iki ata yüklemişler; ancak öyle getirebilmişler. Olayı tam bilmeyenler, cenazenin kızakla getirildiğini söylerler ki yanlıştır.

Olayın türküsünü, çocukluk yıllarında fındık toplarken dinlediğim 1341 doğumlu Yusuf Aydın’dan 18.2.1982 tarihinde derlemiştim. Fakat gerek Yusuf Aydın’ın çok yaşlanmış olması (nitekim altı ay kadar sonra vefat etmiştir) gerekse kayıt sırasında teybin arızalanması yüzünden türküyü eski sağlamlığında kaydedemedim. Türküde yer yer unutmalar, yer yer karıştırmalar, yer yer de tekrarlar oldu. Yine Cemal Torun’dan öğrendiğime göre türküyü Hüseyinoğlu Şükrü de güzel söylermiş. Onun da yanına gittim fakat bir türlü söyletemedim.

Gır’ın Ali’nin Çakırlı Mahallesi’nde oturan torunu Salih İbiş de güzel söylermiş fakat kendisiyle görüşmek fırsatı bulamadım.

Comments

Bir cevap yazın

Loading…

0

Comments

0 comments