in

Ercişli Emrah Kimdir

Ercişli EmrahErcişli Emrah – Ali Saraçoğlu kitabından;

Ercişli Emrah’ın yaşamı üstüne, Erciş yöresindeki söylentilerin, Ercişli Emrah ile Selvi/Selbihan hikayesinin değişik kollarının ve kimi cönklerdeki şiirlerin dışında sözlü ve yazılı bilgi yoktur.

Kasım adlı zat’ın düzenlemiş olduğu XVIII. yüzyıl yazması, Emrah’ın kimliğine değinen cönk şimdilik yitiktir.

Aptürrahim Şerif (Beygo), Emrah’ın kimliği ile ilgili olarak:

“Halk şairi Emrah’ın aslı Erciş’e bir saat mesafede olan Çelebibağı köyünden imiş. Tapu kuyudatında şairin köşkünün Mehmet Ağa isminde bir şahsa satıldığı mukayet imiş.”

demekte, ancak başka herhangi bir açıklama getirmemektedir.

Erciş yöresindeki söylentilerde ve hikayenin tüm kollarında Ercişli Emrah’ın babasının adı Ahmet’tir.

Ahmet’in ön adı (sıfatı) kimi kaynaklarda “Aşık” kimi kaynaklarda “Öksüz Aşık”, kimi kaynaklarda da “Öksüz”dür. Aşık Ahmet bade-dolu içmemiştir. Öğrenme bir aşıktır.

Aşık Ahmet, Erciş ve yöresi söylentilerinde ve hikayenin Erciş kollarında Ercişli olarak geçmektedir. Erciş kalesinin başbuğu (beyi-serdarı) Miroğlu Ahmet Bey’in “Sazcısı”dır. Miroğlu’nun adı, hikayenin Erciş kollarının birinde Rahim Han’a -Rahim Şah’a- dönüşmüştür. P.N. Boratav’da “Miroğlu Mahmut Bey”dir

M.F. Kırzıoğlu’nun 1940-1941 yıllarında Kars’ta Ali Işık’tan, 1945 yılında da Abbas Dilir’den derlediği Emrah ile Selvi hikayesinin İravan Kolu’nda Aşık Ahmet, Sahat-Çukuru toprağındaki Ağcakala’da, Ağcakala hakimi Elbeği Hasan Beğ’in konağında saz çalıp, değişler söyleyen bir aşık olarak geçmektedir.

“Emrah’ın babası Aşık Ahmet, daha Emrah küçükken, Ahlat’tan Erciş’e gelip yerleşmiş, oranın beylerinden Miroğlu Mahmut Bey’in hizmetine girmiştir.”

Nejat Birdoğan’ın bu konudaki görüşü şöyledir:

“Erzurum ağızı (Aşık Battal – Pertev Naili Boratav, Resul Dayı, (Müdami) Emrah’ı Ahlat’tan getirir. Bu ağza göre Emrah’ın babası Aşık Ahmet Ahlat’tan Erciş’e geldiğinde Emrah iki veya üç yaşındadır. Erzurum ağzının kaynağı Aşık Resul Dayı’dır. Çoktan toprak olan bu zat, Ermenilerle yapılan Ahlat savaşlarına katılmıştır. Burada epeyce anılar kazanan bu zat üzerinde Ahlat’ın epeyce etkisi olduğu ve bu yüzden hikayeye Ahlat’ı karıştırması bir ihtimaldir.”

Receb oğlu Yahya 1880 yazması “Kağızman Ağzı” Emrah ile Selvi Han Hikayesi’nin baş yaprakları yitiktir. Bu nedenle yazmaya göre Aşık Ahmet’in Erciş’le ilişkisi konusunda bilgi saptanamamıştır. Bu yazmayı gün ışığına çıkaran M.F.Kırzıoğlu’nun, Kağızman’da Ahmet Turan, İbrahim Alıcı ve Kötekli Haso -Hasan Dayı- dan derleyerek, Receb oğlu Yahya yazması hikayenin başına eklediği bölüme göre Aşık Ahmet Erciş’e İravan’dan gelmedir. Emrah Erciş’te doğmuştur.

Emrah ile Sevli-Selvi/Selbihan hikayesinin önemli kollarında Aşık Ahmet’in şiirleri de yer almaktadır.

Emrah ile Selvi/Selbihan hikayesinin dışında kalan halk söylentilerinde Emrah’ın anasına ilişkin bilgi yoktur. Ana’nın hikayedeki yeri de önemsizdir. Adı yoktur. “Ana” olarak geçmektedir.

Şiirinin dili, biçemi (üslubu), sözlü halk anlatıları ve Emrah ile Selvi/Selbihan hikayesinin değişik kollarında biçimlenen yapısı ile, Ercişli Emrah duygun bir ozan; alçak gönüllü, sevecen bir kişidir.

Hikaye, bize Ercişli Emrah’ın bir nevruz sabahı, Pir etinden “Pir dolusu” içerek Selvi/Selbi Han’a aşık olduğunu anlatır.

İnanışa göre Pir -Hızır- ya da Üçler, aşık etmek istediklerine (Hak katında aşıklık bağışlanmış kişiye) çoğunlukla bir su başında uyurken (düşte) bir sevgili (maşuk-buta/puta) gösterir ve dolu (bade) içirerek aşık ederler.

Pirin içirdikleri dolu sayısı kimi inanışta bir, kimi inanışta üçtür. Üç dolunun biri erlik, biri pirlik, biri de aşk dolusudur. Bu üç dolu (bade) “Er dolusu”, “Pir dolusu”, “Aşk dolusu” olarak da adlandırılır.

Er dolusu Yaratan’ın aşkına, pir dolusu Pir’in aşkına, aşk dolusu da sevgilinin [maşukun-butanın-(puta’nın)] aşkına içirilir. Sevgili, insan kimliğinde biçimlense de gerçekte Yaratan’dır.

Er dolusu yiğitliği, pir dolusu sonu mutlu gelen uzun bir aşkı, aşk dolusu ise tanrısal bir gizle onurlandırılmış bir aşkı simgeler.

Kimi aşığı erlik ve aşk, kimi aşığa pirlik ve aşk, kimi aşığa da erlik, pirlik ve aşk doluları birlikte sunulur. Erlik ve aşk dolularının tek tek sunuldukları da olur.

Erlik ve aşk dolularını, ya da üç doluyu birlikte içenlerle aşk dolusunu tek olarak içen aşıklar, yaşamda sevgililerine kavuşamazlar. Erlik dolusu ile birlikte içenler kavuşmalı aşıklardır.

İnanışa göre Köroğlu’ya erlik dolusu tek olarak sunulmuştur. Kavuşmayan aşıkların başında Aşık Kerem gelir. Kerem’e aşk dolusu içirilmiştir. Kerem’e dolu kırkların sofrasında sunulmuştur.

Ercişli Emrah ile Selvi/Selbihan hikayesinin bir Erciş kolu da kavuşmasızdır.

Bu kola göre Emrah’a ve Selvi/Selbihan’a aşık dolusu tek olarak içirilmiştir. Aşık Davut Telli anlatısı Erciş kolu hikaye ile Fethi Tevet’in yayımladığı hikaye kavuşmalıdır. Bu kollara biçim veren inanca göre Emrah’a ve Selvi/Selvihan’a Pirlik ve Aşk doluları bir arada içirilmiştir.

Hızır dolusu üç badeye bir arada “Pir dolusu” denildiği de olur.

Dolu (bade) inanışı bölgelere göre önemsiz değişmeler gösterir.

Ercişli Emrah inanca göre bir halk aşıkıdır. Halk aşıkı Emrah mecazi aşka yabancıdır. Mecazi aşkı tanımaz. Bu nedenledir ki Ercişli Emrah’ta aşk bir kavuşma özlemidir. Sıcaktır.

Ercişli Emrah’ın dili yalın, biçemi (üslubu) özentisizdir. Söylemek istediklerini açık söyler. Sanatlı dizeleri “… bir özenmeden çok, şiirin akışı ve konunun gereği …” söylenmiş dizelerdir.

Emrah, değişmez kurallara bağlı koşuk biçimlerinden oluşan Divan Şiiri’ni bilmez. Emrah İle Selvi/Selbihan Hikayesi’nin kollarında ya da sözlü gelenekte yer alan aruzla yazılmış şiirleri Ercişli Emrah’a bağlamak yanlış olur.

Şiirlerinde geçen kimi sözcükler ve tamlamalar kanıt sayılarak, Ercişli Emrah’ta tasavvuf düşüncesi de aranmamalıdır. Emrah’ın şiiri mistik şiirin kurallarına uymaz. Emrah’ta tasavvuf inanışına, kızılbaş ya da sünni inanışlarına uygun bir biçimde Tanrı’ya yönelişin izleri yoktur. Emrah’ın şiiri din dışıdır. Öğreti Emrah’tan yanadır:

“… Tekke şiirinin dışında halk şiirinde, saz şairlerinin ürünlerinde tasavvufun sözü edilemez …”

Emrah der sözün doğrusu
Koynuna girmeye geldim

Soyunup koynuna girsem
Koynun bahar yaz değil mi
(Zemheri kış yaz değil mi)

Emrah, “Ete kemiğe büründüm / Yunus diye göründüm” demez. Bu değişimin ayrımına varmamıştır. O, sıradan insanın tutkulariyle yaratılmıştır. Dünya sevgilisine dünyada kavuşmak ereğindedir. Emrah’ın öldükten sonra kavuşma, Tanrı ile birleşme güdüsü yoktur. Ercişli Emrah bu dünyanın şairidir. Şiirlerinde acı-tatlı yönleriyle bu dünyayı dile getirir.

Ercişli Emrah’ı Erzurumlu Emrah’tan bu özellikleri ayırır.

Okunur ismine ayet
Sürahidir belin gayet
Gün be gün saat be saat
Artmadadır şanın Leyli

Ercişli Emrah’ı sürekli olarak görmezlikten gelen Köprülüzade, O’nun şiirleriyle, klasik edebiyat yönünden yerden yere çaldığı ve “… tasavvuf telakkilerini bir tarikat propagandacısı gibi anlatmaya çalıştığını” yazdığı Erzurumlu Emrah’ı halk ozanları arasında saygın bir yere oturtmak ister. Köprülüzade’nin yazdıklarını ve Erzurumlu Emrah’a bağladığı Ercişli Emrah’ın şiirleriyle ilgili yargısını sunuyoruz:

“… Klasik edebiyatın Nedim’den sonra başlayan ve az çok ‘mahallileşmek’ temayülleri de gösteren inhitat devresi şairlerinin nüfuzu (Erzurumlu) Emrah’ta pek barizdir. Bir Halidi dervişi olmak itibariyle onun şiirlerinde tasavvuf tesiratına kuvvetle tesadüf ediyoruz… Tasavvuf Emrah için tamamiyle bir kalıptan, cansız bir şekilden, ıstılahlardan ibaret …(tir).”

“(Erzurumlu) Emrah’ın aruz ile yazdığı eserlerin sanat itibariyle bir kıymeti, bir hususiyeti olmayıp (bunlar) kaba, basit taklitlerden ibarettir.”

“(Erzurumlu) Emrah’ta tasavvuf çeşnisinden tamamen azade, halk diliyle ve halk zevkine göre yazılmış şuh nağmelere de sık sık tesadüf olunur ki, işte şairin asıl hususiyetini gösteren parçalar bunlardır. Ve yalnız muasırları değil, kendisinden sonra gelen saz şairleri de onları taklide çalışmışlardır.”

Bir nazenin bana gel gel eyledi
Varmasam incinir varsam incinir

Evvel bahar yaz ayları gelende
Açılmış bahçede gül memelerin

“Halk türkülerinin çok samimi ve derin ahengini taşıyan bu külfetsiz, berrak parçalar o kadar çok değildir.”

Gönül gurbet ile çıkma
Ya gelinir ya gelinmez

Böylece Köprülüzade, Erzurumlu Emrah’tan yola çıkarak Ercişli Emrah’ın “şahsiyetini ve edebi kıymetini” saptayan ilk araştırmacı olur.

Ercişli Emrah Türkçe düşünmüş ve düşündüklerini açık ve kolay bir Türkçe ile anlatmıştır. Azerbaycan ve Türkmen sahalarında yayılmış şiirleriyle, Anadolu sahasında yaygın şiirlerinin dil özdeşliği ilgi çekici bir ögedir. Özellikle belirtmek isteriz ki Ercişli Emrah’ın Azerbaycan ve Türkmen sahalarında yaygın şiirleri, söyleniş yönünden Anadolu ağız özelliklerine bağlılığını günümüzde de sürdürmektedir.

Emrah’ın şiirinde sunduğu aşk, aradığı gerçek bir güzellik ve kavuşulması gereken bir sevgili üstünedir. Şiirdeki benzetmeleri yadırgatmaz, okuyanı-dinleyeni yapay ilgilere odaklatmaz. Emrah’ın benzetmeleri: Güzelliklerinin bilinci dingin, rahat güzeller gibidir.

Ercişli Emrah’ın şiirleri söz dizimi ve tümce türleri bakımından zengin örnekler içerir.

Aşk üstüne, sevgi üstüne, güzellikler üstüne; insan, doğa ve öbür canlılar üstüne, sözün başlangıcından bu yana söylene gelmişlerin küçük bir bölüğünü, yetiştiği kültürün verilerine uygun bir özümleme ile Emrah da söylemiştir.

Kendinden önce gelmiş usta ozanların şiirlerinde yer alan benzetmeler Emrah’ta da vardır. Emrah, usta yetişiyle bu benzetmeleri özgün; ancak basit, canlı ve sıcak bir duygu bütünlüğü içinde söyleme başarısına ulaşmıştır.

Emrah’ın ülkesi, görkemi dillerde destan bir ulu gölün, sarp dağların, çağıltılı çayların, çay ağızlarını tutmuş sazlıkların, sulak çayırların da ülkesidir. Emrah sevgilisini betimlerken bu görkemli doğanın varları olan yeşilbaş gövel ördeği, sonayı (sunayı), göksü ala kazı, telli turnayı, kekliği, ceylanı simge olarak kullanır.

Yaratıldıkları evrede yazıya aktarılmayan halk kültürü -sözlü- ürünlerinin zaman içindeki devinimleri bu ürünlerde değişmelere neden olmaktadır. Bu olgu Ercişli Emrah’ın şiirleri içinde söz konusudur.

Sözlü halk kültürü ürünlerini ağızdan ağza taşıyan kaynak kişilerin öyküleme yeteneklerine, beğenilerine, ürünlerin yayıldıkları alanların kültür farklılıklarına, dildeki gelişme ve değişmelere, toplumsal beğenilere bağlı bu olgudan Ercişli Emrah’ın sözlü gelenekle yaşayan hikayesi de kuşkusuz etkilenmiştir.

Son yıllarda Ercişli Emrah ile Selvi/Selbihan Hikayesi’nin güncele uygun biçimde yeniden yazılması ya da hikayeye yeni bölümler eklenmesi çabaları gözlenmektedir. Bu yolla ortaya konulan -geleneğe aykırı- üç denemeyi anmada, konunun özelliği bakımından yarar vardır.

1. Sadi Yaver Ataman / Aşk Bülbülü Karacaoğlan (Ercişli Emrah’la ilgili bölüm)

2. Ergun Sav / Emrah İle Selvi

3. Fuad Edip Baksı / Emrah ile Selvi

Bu üç denemeden özellikle Fuad Edip Baksı’nın “Emrah İle Selvi” si, Anadolu, Azerbaycan ve Türkmen sahalarındaki hikaye kollariyle ilgisiz, halk hikayeleri geleneğimize aykırı, şiirleri diğer halk ozanlarından toplama, Ercişli Emrah’ın insan ve sanatçı kişiliğine kara çalan bir olumsuz denemedir.

Bu yargıyla yazıyı sona vardıralım. Yazının sonu Ercişli Emrah’ın olsun:

Kervan kalktı göç eyledi
Seferi var ele doğru
Şol Gence’de gözüm yaşı
Akar gider sele doğru

Kara bağrım zarılanır
Yanar özüm gürülenir
Göz değdikçe taralanır
Saçlar iner bele doğru

Sefil Emrah nazar Hak’tan
Yoka giden gelir yoktan
Günümüz yüz tuttu çoktan
Avuç avuç küle doğru

Comments

Bir cevap yazın

Loading…

0

Comments

0 comments