in

Hasanlar Köyünden Ali Bey’e Ağıt Türküsünün Hikayesi

Bugün Hacıbektaş ilçesine bağlı Hasanlar köyünde 1893 yılında dünyaya gelen ve yöre söyleyişiyle (Ali Bâ) Ali Bey adıyla anılan Ali Türkmenoğlu; Karacayurt aşiretinin başkanlarından Süleyman Bölükbaşı’nın 7’nci göbekten torunu H. İbrahim Ağa’nın (1839 – 1919) 8 çocuğundan birisidir. Annesi Kırşehir Akçaağıl köyünden H. Zeliha hanımdır. Ali Bey aynı zamanda ünlü siyaset adamı Osman Bölükbaşı’nın babası Hacı Ahmet Ağa’nın da kardeşidir.

Ali Bey, çok zengin, her yönü ile saygın, yardımsever, cömert, fakirleri koruyan, kapısında yedi adet sürüsü yayılan, binlerce dönüm araziye sahip ünlü bir Türkmen Bey’i idi. Sözüne güvenilir, ağzından çıkan kelam âdeta bir kanun gibi kabul görürdü.

Aşiret içinde büyük saygınlığı olan Ali Bey’in adaletine bölge halkı koşulsuz inanmıştır. Bu nedenle aşirette başgösteren bazı anlaşmazlıkları, davaları mahkemeye gitmeden kendisi çözerdi. Herkes onu sever, sayar ve bir o kadar da ondan korkar ve çekinirdi. Aşiretin manevî başkanı ve tam bir Türkmen ağası idi.

Büyük koyun sürülerine sahip olması nedeniyle İstanbul’un et ihtiyacını karşılayan koyun tüccarlarıyla bağlantıları olan Ali Bey’in oturduğu Hasanlar köyüne en yakın mesafedeki tren istasyonunun olduğu Fakılı’da (Yozgat) da bir konağı bulunmaktaydı. Burada İstanbul’dan gelen tüccarları ağırlar, onlarla iş görüşmeleri yapardı. Bölge halkı tarafından Ali Bey’in camuz derisi dolu sarı lirası olduğu söylenirdi.

Hasanlar köyündeki dillere destan muhteşem konağı (şimdi yıkılmıştır) her kademedeki insanlarla her gün dolar taşar, hatta zaman zaman köyün bağlı bulunduğu zamanın Kırşehir valisi Ahmet Mithat Saylam başta olmak üzere, devlet erkanından bir çok kişi kendisini ziyarete gelirdi. Zenginliği ve cömertliğiyle her kesimde çok sevilen Ali Bey’in ünü kısa zamanda Kırşehir sınırları dışına taşmış, İstanbul’dan Ankara’ya, Yozgat’tan Adana’ya kadar yayılmıştır.

Kozaklı ilçesine bağlı Kalecik beldesinden Ömer Ağa’nın kızı Fadime (Fatma) hanımla evli olan Ali Bey’in iki kızı ile iki oğlu olmuştur. Ali Bey soyadı kanunu çıktıktan sonra Türkmenoğlu soyadını almıştır. Oğullarından Necip, Hatay’da asker iken yıkanmak için girdiği Asi nehrinde boğulmuştur. (1945) Diğer oğlu Süleyman 1980’li yıllarda Ankara’da vefat eylemiştir. Kızlarından Arife Hanım Mucur ağır ceza mahkemesi başkanı Rıza Bey ile evli idi. O ölünce İstanbul’da varlıklı bir tüccar ile evlendi. Halen sağ olup İstanbul’da oturmakta ve babasının adını taşıyan Tunç Ali isminde bir oğlu bulunmaktadır. Diğer kızı Pempe ise genç yaşta zatürreden ölmüştür. (1922 – 1933)

Ali Bey’in genç yaşta vakitsiz ölümü (1938) aşireti son derece etkilemiş, günlerce ağıt, türkü söylenmiş, yas tutulmuştur. Hatta, o öldükten sonra kapısındaki sürülerin dahi üç gün su içmediği hayretle görülmüştür. Ali Bey için türkü söyleyenlerden biri de Mucur Geycek köyünden Âşık Hasan Nebioğlu’dur (D. 1902 – Öl. Eylül 1988). Onun söylediği türkü şöyledir:

Tarsus’ta Mersin’de bağlanır malı
Bozuldu balyalar seccade halı
Yoğimiş dünyanın vefası hanı
Hani benim çöl beyim nic’oldu

Varın mezarına eyleyin ezan
Bozuldu kabile tutmuyor düzen
Hasanlar köyünde koç gibi gezen
Hani benim çöl beyim nic’oldu

Necip küçük çokça yanar özünde
Gülizar’ın kan geliyor gözünde
Niceleri tüccar oldu yüzünde
Hani benim çöl beyim nic’oldu

Çıksayıdım Hasanlar’ın düzüne
Seyretseydim ovasına sazına
Selam söylen Ömer Ka’nın kızına
Aşiretin belli beyi nic’oldu

Hacı Ahmet Ağa der kardeşim vezir
Yakmış hanesini sofrası hazır
Odasına inerdi paşalar vezir
Hani benim çöl beyim nic’oldu

Hasanlar’da fener gibi yanardı
Kapısında kırk kişisi dönerdi
Burdan biner İstanbul’da inerdi
Aşiretin belli beyi nic’oldu

Kalecik köyünde çarkı çakılı
Elbise giyer de içi kokulu
İki yurt tutmuş da biri Fakılı
Aşiretin belli beyi nic’oldu

Aşiretin kilidi gönül yaylasın
Çekin dor atını örke bağlansın
Erkek odan yas çeksin börkün ağlasın
Hani benim çöl beyim nic’oldu

Duydum kamyon ile gitmiş ölüsü
Çölü tutmuş takırdaklı sürüsü
Hastanede yatar Fatma karısı
Hani benim çöl beyim nic’oldu

Aşık Hasan der ki söyleme yeter
Ölümü duyanın kederi artar
Fakılı köyünde serilmiş yatar
Hani benim çöl beyim nic’oldu

Comments

Bir cevap yazın

Loading…

0

Comments

0 comments