in

Karaova Düğünü Gece Kuruldu 1 Türküsünün Hikayesi

Şu Karova’nın adını neden tutup “Mumcular” a çevirdiler, bilmiyorum. Bir bilen çıksa da açıklasa. Türküye geçmiş ad değişir mi?

Yıllar önce, Karaova’da bir düğün varmış. Düğün için, Bodrum, Milas, Yatağan ve Muğla köylerindeki hatırlılara ve tanıdıklara okuntu (davetiye) yollanmış. Düğün sahibi adına, Sabuncu Salih Efendi, Kafaca köyüne uğramış. Hem Hacı Gümüşoğlu Hüseyin’e, hem de onun kayınçosu (kayınbiraderi) Murat’a birer okuntu vermiş.

O sıralar Hüseyin’le Murat’ın araları iyiden iyiye açıkmış. Ama, kol kırılır, yen içinde kalır. Geçimsizliklerini elden günden gizleyip, al atlarına binip, Karaova’ya doğru birlikte yola koyulmuşlar. Geceyi Milas’ta bir handa geçirmişler. Bir anlatışa göre, Murat, silahını handa unutmuş. Yolda eniştesi Hacı Gümüşoğlu Hüseyin’e durumu anlatıp:

– “Dönüp alsak mı silahı?” demiş. Hüseyin:

– “Murat”, demiş, “Biz cenge değil, çengiye gidiyoruz. Varsın kalsın silah. Dönüşte alırız.”

Düğün evine yaklaştıklarında, davullar karşıya çıkmış. Hacı Gümüşoğlu bir çeyrek altın fırlatmış davulcuya, Murat’sa, bir yarım altın. Hüseyin buna içerlemiş. Öfkesini açığa vurmak istememiş ama, Murat’a “Gelme, olduğum yere” demekten de kendini alıkoyamamış.

Hüseyin’i bir odaya, kaynı Murat’ı başka bir odaya almışlar. İçkiler içilmiş, köçekler oynatılmış. Alem sabaha dek sürmüş.

Ertesi gün kuşluk vakti güreş tutulacakmış. Meydan hazırlanmış. Su lengerleri, yağ kazanları getirilmiş. Pehlivanlar çıkmış meydana, soyunmuşlar. Davulcular da almışlar yerlerini. Halk, pehlivanların çevresinde halka olmuş. Varıp, Hacı Gümüşoğlu’na:

– “Ağam, güreşi senin başlatmanı istiyoruz” demişler. Hüseyin:

– “Bekleyin” demiş, “Ben gelmeden çalmasın güreş davulu.”

Pehlivanlar da, halk da sıkılmaya başlamış. Tam bu sırada Murat, hakem kuruluna yaklaşmış, onlarla bir iki fısıldaştıktan sonra:

– “Ey ahali!” diye bağırmış, “Güreşi başlatıyorum. Davulcular, vurun güreş davulunu!”

Davulcular çalmak istemedilerse de, Murat’ın ısrarı karşısında, “Herhalde bir bildiği vardır” diyerek, vurmuşlar tokmaklarını. Ayaktan üç çift kispet döverken, davul sesini duyan Hacı Gümüşoğlu öfkeyle kalkıp alana gelmiş, önüne çıkan ilk çifti ayırıp tokatlamaya kalkışınca, Murat işe karışmış:

– “Ben başlattım güreşi, çekil alandan!” demiş. Hüseyin:

– “Bana bugüne bugün Hacı Gümüşoğlu derler, sen kim oluyorsun da güreşi başlatıyorsun!” deyince Murat, bıçağını çektiği gibi:

– “Al işte, bundan böyle bana da ‘Murat Efe’ desinler.”

Murat delik deşik etmiş eniştesini. Ablası, ela gözlü Şefika’yı dul, yeğeni Fettah’ı da yetim bırakmış.

Murat, Hüseyin’i öldürdüğü zaman ablası:

– “Naha Murat” diye ilenmiş, “İdam edildiğini ya da öldüğünü görürsem, boğadan kurban keseceğim!”

Erkek güzeli olduğu söylenen Murat, yıllarca Muğla hapishanesinde yatmış. Eniştesini öldürdüğü günden sonra gerçekten “Murat Efe” diye anılır olmuş. Murat Efe, birkaç yıl önce öldü. Söylentiye bakılırsa, ablası, adağını unutmamış ve kocasını öldüren kardeşi öldüğü gün, boğadan kurban kesmiş.

“1967 Muğla II. Yıllığı” nı hazırlayan Kaya Müştakhan, “Karaova Düğünü” türküsünün öyküsünü sorduğu küçük bir kız çocuğunun:

– “Anlatamam, heyecanlanırım” dediğini yazar.

İşte, halkı böylesine etkilemiş Murat Efe’nin, eniştesi Hacı Gümüşoğlu Hüseyin’i vurması. Öyle olmasaydı, ardından yakılan türkü bugün hala halkın dilinde dolaşır mıydı?

Comments

Bir cevap yazın

Loading…

0

Comments

0 comments