in

Meselim Var Manim Var Türküsünün Hikayesi

Osmaniye köylerinde eskiden pamuk çapasına gidilir, pamuğun otları çapalanırdı. Çapa işi akşama kadar sürer ve yer yer bu iş bir ay kadar devam ederdi. Bu gün de ot çapalama işi devam etmekle birlikte daha kısa sürmektedir.

Gençler burada birbirlerine gönül verirler, bir nevi birbirini yakından tanırlardı. Topluca maniler söylenir, daha sonra da kimi tuttun diye birbirine sorarlar, kız ve oğlan ismi aynı anda söylenen kişiler birbirini uygun görürse yavaş yavaş birbirlerine gönül bağlar, daha sonra da birbirini ailelerinden istetirlerdi. Manilerin tamamı aynı ezgi ile söylenirdi. Bu ezgi tarafımdan notaya alınmıştır.

Meselim var manim var
Bilinmedik halim var
O yar benim olursa
Tekkelere mumum var

Manı manı mantuvar
Mantuvarın vakti var
Mantuvara gidenin
Cennette bir tahtı var

Manı manı manıcık
Bu dert bizi alacak
İkimizin sevdası
Kıyamete kalacak

Hey oğlan hoylu musun
Minare boylu musun
Her gören seni sevmiş
Altın hamaylı mısın

Hey hizine hizine
Şalvar geçmiş dizine
Oturmuş yol üstüne
Kimse bakmaz yüzüne

Gala başı dirgenlik
Ne hoş olur ergenlik
Ergenlikte yar sevmek
O da bir bezirganlık

Deniz dibinde balık
Okkalıktır okkalık
Ana beni evlendir
Yeter artık bekarlık

Denizin dalgası var
Üstünde halkası var
İki evli erkeğin
Günde bir kavgası var

Gara duta yaslandım
Yağmur yağdı ıslandım
Ben o yarin yanında
Şeker ile beslendim

Gayadan indim düze
At bağladım nergize
Yedi yıl hizmet ettim
Fidan boylu bir gıza

Şu ağacın doruğu
Dibindeki kovuğu
Kalk gidelim kaynana
Şimdi yersin yumruğu

Ay vurur ayan beyan
Çık pencereye dayan
Geliyorum Hatice’m
Uykuda ise uyan

Bal koydum bal tasına
Irmağın ortasına
Beni yardan ayıran
Ermesin muradına

Su gelir daşa değer
Kirpikler kaşa değer
Öyle bir yar sevmişim
Yedi gardaşa değer

Ay doğar deniz üstü
Gümüş gerdan diz üstü
Nasıl bıraktın beni
Ey zalim gız yüz üstü

Mendili serdim daşa
Aşıkım göze kaşa
Bugün beni güldürdün
Sevdiğim sen çok yaşa

Elmalar dilim dilim
Gel otur benim gülüm
Ne dedim neden küstün
Lal olsun benim dilim

Ay doğmuştur ışıktır
Tepsi tepsi kaşıktır
Babası ne karışır
Gızı bana aşıktır

Altın yüzük parmakta
Balık oynar ırmakta
O benim nazlı yarım
Şu karşıki konakta

Nalbur tezekte galdı
Tezek uzakta galdı
Sakallıdan usandım
Gönlüm kazakta galdı

Damdan dama ip serdim
İpekli mendil serdim
Şu gomşunun gızını
Candan yürekten sevdim

Çemberim var incecik
Daha yaşım gencecik
Aldattı bir gız beni
Sarmadı bir gececik

Dereler iniş biniş
Yağlı yumurta yemiş
Oğlan gıza bakarken
Bıyığın sıçan yemiş

Fırın üstünde fırın
Duyun gomşular duyun
Şu gız bize gaçacak
Babasına tel vurun

Sarı papuç nalçalı
Yar gelir dabancalı
Ben buralı değilim
Benim yarim alçalı

Harman yeri dar m’ola
Attan düşen yar m’ola
Bacıları birikmiş
Gırık yeri var m’ola

Yüce idi havlumuz
Böyle miydi kavlimiz
Büyüklenme güzel gız
Seni almaz oğlumuz

Uzaktan seçilmiyor
Gönüldür geçilmiyor
Gönül bir top erbişim
Dolaşmış açılmıyor

Bağrımın ucu yanık
Bugün hava bulanık
Ne çetin sevdadır bu
El uyur ben uyanık

Suçludur suçu bilir
Dışından içi bilir
Mücevher kıymatını
Usta kuyumcu bilir

Ak elma soyulur mu
Güzele doyulur mu
Güzel saran yiğidin
Golları yorulur mu

Karanfil morca morca
Gidelim yolca yolca
Senin baygın bakışın
Beni batırdı borca

Ak elma kızıl elma
Rafında çizil elma
Ben alnına yazıldım
İster al ister alma

Sıra sıralı taşlar
Asker talime başlar
O kız benim olmazsa
Akar gözümden yaşlar

Entarisi allı yar
Muhabbetti tatlı yar
Ayda yılda bir selam
Selamın gıymatlı yar

Comments

Bir cevap yazın

Loading…

0

Comments

0 comments