in

Minarenin Alemi Türküsünün Hikayesi

Türkünün öyküsü, Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine bağlı Karacaahmet kasabasında, uzun yıllar önce bir düğünde geçmektedir. Yaz günü olduğu için kız evinde kına gecesi dambaşında (toprak damlı yapı) yapılmaktadır.

Davetlilerden olan iki elti de düğüne katılıyorlar. Geleneklere göre iki eltinin düğünde oynamaları istenir. Halkımız arasında çok kullanılan bir söz vardır: “Düğüne giden oynar, ölüye giden ağlar” deyimiyle iki elti orada bulunanların ısrarlarına dayanamaz ve oyuna kalkarlar. Defçinin ritmine ayak uydurup kendilerini oyuna kaptıran eltileri herkes coşkuyla izlemektedir.

Her yerde olur ya, çoğu kez iki elti birbiriyle pek iyi geçinemez. Zaman zaman araya kıskançlık, çekememezlik girer. İki eltinin de, birbirine karşı “ben daha iyi oynarım” düşüncesiyle, oyun artık son haddini bulmuştur. Oyun devam ederken, damda bulunan halkın ve oyuncuların fazla hareketleri nedeniyle, üzerinde oynanılan toprak dam çöküverir ve iki elti kendilerini aşağıda bulur.

Kına gecesinin yapıldığı damın altı ahırlıktır. Burada inekler bağlı olduğu için, eltiler ineklerin arasına düşünce hayvanlar haliyle ürkerler. Büyük elti, çığırılan türkünün ve oynadıkları oyunun etkisinde kalmış olacak ki, türkünün nağmelerine uyarak “höst de, höst de” diyerek inekleri sakinleştirmeye çalışıyor. Küçük elti de eltisinin nağmelerine katılmasın mı? İki elti “höst de, höst de” deyip birbirlerinin omuzlarına vurarak oyunlarına devam ediyorlar.

Türkünün bağlantı kısmında geçen “sallan da sallanalım, höst de de oynayalım” sözleri, birbirine uyan iki eltinin bu halini anlatır.

Comments

Bir cevap yazın

Loading…

0

Comments

0 comments